ABD'nin yeni vergi düzenlemeleri, küresel ticarette dengeleri değiştirirken, Türkiye için potansiyel bir ihracat fırsatı doğurabilir mi? Ancak, yüksek enflasyon ve döviz kuru gibi ekonomik sorunlar bu fırsatın önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Sektör temsilcileri, Türkiye'nin bu avantajı değerlendirebilmesi için öncelikle ekonomik istikrarı sağlaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye İçin Vergi Fırsatı mı, Yoksa Kayıp mı?
ABD Başkanı Donald Trump'ın ilan ettiği ek gümrük vergileri, küresel ticarette yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Uzakdoğu ve Avrupalı rakiplerine kıyasla daha az vergiye tabi tutulan Türkiye, bu durumdan ihracat ve yatırım anlamında fayda sağlayabilir. Ancak, Türkiye'nin mevcut ekonomik durumu, bu potansiyel avantajı kullanmasını zorlaştırıyor. Yüksek enflasyon, yatırım ortamındaki belirsizlikler ve döviz kurundaki dalgalanmalar, Türkiye'yi rakiplerine göre daha pahalı bir ülke haline getiriyor.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan, ABD'nin aldığı kararların kimseye fayda sağlamayacağını belirtiyor. Paşahan, hazır giyimde zaten %16 ile %32 arasında değişen gümrük vergilerinin uygulandığını ve %10'luk bir ilave vergiyle en ucuz ürünün bile %26 vergiye tabi olacağını ifade ediyor. 2024'te tekstil dahil ABD pazarına 1.5 milyar dolarlık ihracat yapıldığını hatırlatan Paşahan, Avrupa'daki birçok markanın ABD mağazalarına gönderdiği ürünlerin Türkiye'de de üretildiğini vurguluyor. "Türkiye'nin rekabet şansı fazla olur fikrine katılmıyorum. Türkiye'ye vergi gelmemiş olsaydı bir şansı olabilirdi," diyor.
Mısır, Türkiye'nin Rakibi mi Oluyor?
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Berke İçten, yatırımların son dönemde Mısır'a kaydığını ve Mısır'ın ABD ile serbest ticaret anlaşması olduğunu hatırlatarak, vergi avantajının Türkiye'ye yaraması için yatırım ortamının iyileştirilmesi gerektiğini belirtiyor. İçten, "Hava yağışlı ama bizim tarlamıza yağmur yağacak mı yağmayacak mı bize bağlı. Bunu bir an önce çözmemiz lazım," diyor ve enflasyon ve döviz kurunun belirli bir seviyeye getirilmesiyle yatırım zemininin oluşturulabileceğini ekliyor.
Mustafa Paşahan, Mısır'ın ABD ile serbest ticaret anlaşması olduğunu ve dışarıda üretilen ürünlerin Türkiye'ye getirildiğinde %60'a yakın vergi ödendiğini belirtiyor. Buna rağmen, Mısır'daki üretimin Türkiye'deki üretimden %30 daha ucuz olduğunu vurguluyor. Paşahan, "Biz çok pahalı bir ülke olduk," diye ekliyor.
Ekonomik İstikrar Şart
Son 3 yılda yaşanan maliyet artışlarının sektörün rekabetçiliğini olumsuz etkilediğini belirten Mustafa Paşahan, 2022 ile 2025 Mart ayı arasındaki asgari ücret, enflasyon ve döviz kuru artışlarını karşılaştırarak, "Ya enflasyon hızlı bir şekilde aşağı inmeli ya da kurların yukarı çıkması lazım. Türkiye'nin ekonomi problemlerini çözmesi lazım," diyor.
Türkiye'nin küresel ticaretteki bu yeni fırsatı değerlendirebilmesi için öncelikle ekonomik istikrarı sağlaması gerekiyor. Yüksek enflasyon, dalgalı döviz kurları ve yatırım ortamındaki belirsizlikler, Türkiye'nin rekabet gücünü azaltıyor. Eğer Türkiye bu sorunları çözebilir ve yatırım ortamını iyileştirebilirse, ABD'nin vergi politikalarıyla doğan fırsattan en iyi şekilde yararlanabilir.